10 KIRIKLA SINIF GEÇEN KARNE!!!


Suat ACAR
cymbzy@gmail.com
 
 

Bir okul idaresi ve öğretmenler için bir yıllık emeğin hasadı karne günü alınır.

Ne mutlu bize; okullarımız var, orada güven içinde eğitimimizi yapabiliyoruz, öğrencilerimiz var, karne verme şansımız var. Şairin dediği gibi, “henüz uzaya çıkamıyorsak da kara tahtamız var”. Bunlar bizim mutluluklarımız. Ama yeterli mi, değil.

Karneleri dağıtırken öğrencilik yıllarımızı hatırladım. Öğretmenlerimizin söz ve davranışları, karne öncesi öğütleri bizlere yön verirdi, onlardan etkilenirdik.

Her karne dönemi müthiş bir heyecandı. Ortalama notlarımızı ancak karne ile öğrenirdik.  Yani karne çok anlamlıydı bizim için. Onu alır, kırıştırmamak, lekelememek için özen gösterir, eve götürür, velimize imzalatır ve tekrar okula teslim ederdik. Karnesini velisine imzalatmayan ve okula teslim etmeyen öğrencinin yiyeceği fırça ve alacağı disiplin cezası probleme başka bir boyut katardı.

En büyük heyecanımız sınıf geçip geçmemek ile ilgiliydi. Bir üst sınıfa geçebilmen için birden fazla zayıf dersinin olmaması gerekirdi. Onu da sorumlu geçebilirdin, sonra sınavlarına girmen gerekiyordu. Şahsen lise 1. Sınıfta matematik ve kimya derslerim zayıf olduğu için, bir yıl beklemek durumunda kaldım. O bir yıl  hayat gerçekleri ile karşı karşıya kalmam, çalışma hayatının içine girmem, okula devam etmem gereğini bana anlattı ve kimya dersinde ikmal sınavlarındaki başarımdan sonra okuluma devam edebildim. Hayatın gerçekleri ile karşı karşıya kalmam bana çok iyi geldi. O andan sonra iyi bir öğrenci oldum.

Tabi, böyle devam etsin demiyorum. O günlerin gereği, kültürü buydu. Elbette zamanın ruhuna göre davranacağız. Artık her türlü öğrenci bilgisi, puanları da dahil, e okulda ve öğrenciler hanelerine yazılan bir noktadan bile anında haberdar olabiliyorlar. Puanlarını önceden öğrenen öğrencilerimiz son hafta okula gelme ihtiyacı da duymuyorlar. Karne günü karnesini almak için okula gelen öğrenci sayısı da giderek azalıyor.  

Bizler iki zayıfla sınıfta kalıyorken, günümüz eğitim sisteminde 16 dersten 10 tanesi zayıf olan karne ile bir üst sınıfa geçebiliyor. 

Bu örneği anlatan bir karnedeki durum şu şekilde;

Türk Dili ve Edebiyatı, Tarih, Coğrafya, Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji, Yabancı Dil, Demokrasi ve insan Hakları, Seçmeli Yabancı Dil dersleri zayıf. Yani her dersin ortalaması 50 puanın altında.

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Sağlık Bilgisi ve Trafik Kültürü, Beden Eğitimi ve Spor, İkinci Yabancı Dil, Görsel Sanatlar ve Seçmeli Sanat tarihi dersleri ise yüksek puanlı.

Yıl sonu ortalaması 50,..

Sonuç: Sorumlu Geçti.

Şimdi bu öğrenci bulunduğu sınıfın en önemli derslerini başaramadığı halde bir üst sınıfa neden geçmektedir? Burada nasıl bri yanılsama yaşanmaktadır? Bu öğrencimiz ve velisi bu duruma  bir sorun olarak bakmamalı mı? Peki, bu durumun sorumlusu bizler değil miyiz? Bu öğrenci öğrenmeden hayatla karşı karşıya kalmaktadır. Bu halde alacağı diplomanın anlamı, değeri var mı?

Esasında Milli Eğitim Bakanımız Sayın Ziya SELÇUK bu konuyu gündeme getirdi ve hepimizin dikkatini çekti. Bakan Selçuk, “Temelde sınıf geçmek eğer çok kolay olursa, dört işlem bilmeden lise bitirilebilir. Böylelikle giderek ülkenin öğretimsel düzeyi düşmeye başlar. Üniversite sınavlarında da yapılan net sayıları azalır. Bir öğrenci belirli derslerden yüksek not alarak, hiç öğrenmediği derslerden geçiyorsa, diyelim ki 6 tane zayıfı var ve geçiyorsa, bunu problem olarak görmememiz bir problem. Çocukların derslerini belli bir düzeyde öğrenene kadar onlarla muhatap olması lazım. Yani ben ortalamamamı tutturdum ve dolayısıyla geçiyorum gibi bir kolaylığı bundan sonra çok fazla gündemde tutmamak istiyoruz. Bunun çalışmalarını yapıyoruz. Öğrenci sınıfta kafasını sıranın üstüne koysa ve ‘Ben zaten geçeceğim, öğretmenim sen işine bak’ derse. Biz öğretmenin sınıftaki gücünü, itibarını da dikkate almak zorundayız. Ayrıca öğrenci başta geçmeyi garantilediyse orada bir öğrenme atmosferi oluşmuyor” dedi. Bu açıklama eğitimciler için umut oldu, eğitim camiasında da çok olumlu karşılandı.

Bakanımız konuşmasında 6 zayıf demiş, az demiş. Benim sunduğum karne örneğinde 10 zayıf var. Yani, daha da sarsıcı. Ve Bakanımız bu konuda söylenmesi gerekeni en net şekilde dile getirmiş, söylenen yapılırsa eğitim alanında en büyük adımlardan biri atılmış olacaktır.  Öğrenme gerçekleşmediği halde öğrenciler bir üst sınıfa devam etmemiş, eğitimin niteliğini de düşürmemiş olacaklardır. Bir üst sınıfta zaten başarılı olamayacak bu öğrencilerimiz de zamanlarını, ülkenin kaynaklarını boşa harcamamış olurlar. Öğretmenlerimiz de gerçekten ilgilenmeleri gereken nitelikteki öğrenciler ile ilgilenmiş olurlar. Bu tür öğrenciler de durumlarına daha uygun eğitim ortamlarında hayata hazırlanma şansına sahip olurlar.

Bu durum hepimizin yararına.





YORUMLAR
2 Yorum

İfakat Aznevi
18-06-2019 08:28:00
Bir öğretmen olarak ders ayrımı yapılmasına karşıyım. Yaşam sadece Matematik Fizik Kimya dan ibaret değil... Notsuz ders uygulaması dersin işlenmesinde sıkıntı yaratır. Başka çözümler üretilmelidir. Örn.Alan dersinden kalan öğrenciye O derslerden sınıf tekrarı getirilmelidir. Ya da yüksek notların düşük notlara etki etmeyeceği sistem uygulaması gelmeli direk sınıf tekrarına gidilmeli.
Hüseyin övün
15-06-2019 20:05:00
Bence fizik kimya biyoloji matematik tarih coğrafya felsefe edebiyat ve yabancı dil ortalamaya katılsın diğerleri notsuz olsun performans kaldırılsın il geneli ortak sınav olsun

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI