YENİ BİR DÖNEM DAHA BAŞLADI…


Mehmet Sözügüzel
sozuguzel@gmail.com
 
 

İtalyan yönetmen Sergio Leone’nın 1966 yılında yapımını yaptığı Quentin Tarantino'nun yönettiği ve hala unutulmayan filmi “İyi, Kötü ve Çirkin” filmi hala hafızalardadır. Film hakimiyetin sürekli el değiştirdiği bir ortam da insanların çıkarları için neler yapabileceğini izlettirmektedir seyircisine.

Eğitim-Öğretim sistemiz de hakimiyeti temsil eden yönetimler ve görüşler çok hızlı değişmektedir. Bu değişikliler içerisinde 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılının birinci dönemini tamamlayarak ikinci dönemine başladık. Yaklaşık on sekiz milyon öğrenciye karneler verilerek ikinci dönem için okulları hazırladık öğrencileri hazırlamaları için yönlendirdik. Öğrenciler her zaman ki coşkuları ile okulları sınıfları doldurdu. Öğretmenlerimiz ilk günün coşkusu ile okulları ile buluştu. Her yeni şey gibi okullarında açılması hepimizi mutlu etti. Taki sorunlar hepimize hoş geldin diyinceye kadar. Sorun muhakkak olacak olmalı ki gelişim olsun. Soruna karşı mücadelede bütün kamunun asli görevlerinden.

Eğitim-Öğretim dünyamızda da “iyi,kötü ve çirkin vb. “ bir çok başlık bulmak mümkün. Bunlar için bir çok kurum, kuruluş vakıf ve akil insanları, daha iyi nasıl olabilir diye uğraş vermektedir. İyiyi daha iyi yaparken kötü ve çirkini ortadan kaldırmak bütün paydaların asli görevi olmalıdır. İyiye örnek çok dinamik bir nüfuz, bilgili ve tecrübeli bir bakan ve milyona yaklaşan öğretmen sayısı, kötüye örnek artan ve kontrol edilemeyen nüfus, devamlı değişen kurallar, çok büyük ve kontrolü zor bir ekonomi, personel hareketliliği, beklenti ile örtüşmeyen mezunlar, çirkine örnek; okul mimarileri, ikili öğretim yapan okullar, okul bütçelerinin yetersizliği, kalabalık sınıflar, bahçesi olmayan okullar, sınavlar ve bir çok bu benzeri sorunlar.

Öğrenciler karnelerini aldıklarında aslında kendilerine ait bir ölçme-değerlendirme belgesini aldılar. Bu ölçme-değerlendirme ne kadar objektif? Bu soru da eğitim-öğretim ortamımız için incelenmesi ve sorulması gereken bir başlık. Öğrenci velileri aldıkları karnelerde çocuklarının akademik durmaları ve davranış durumları hakkında bir öngörüye sahip olabiliyorlar mı onları bu belge yanlış bir yola sürüklüyor mu? Alınan takdir, teşekkür ve onur belgeleri amaca uygun mu verilmiş?Ölçme ve değerlendirme gerçeğe yakın mı yapılmış?

Milyonlarca öğrenciye verilen karneler estetik açıdan ne kadar  güzel,öğrencilere motivasyon olarak neler veriyor üzerinde durulması gereken öncelikli konulardan biri olmalıdır. Bu kadar çok takdir ve teşekkür sayısı neden sınavlara yansımıyor. Bu kadar güzel davranış değerlendirmeleri ne kadar çevremizi ve çocuklarımızı güzelleştiriyor? Karnelerin sağ üst köşesinde bulunan Atatürk’ün öğretmenlere söylediği “yeni nesil sizlerin eseri olacak mesajı neden karnenin sahibi çocuğa veriliyor. Atatürk ün “Küçük hanımlar, küçük beyler... Sizler hepiniz, geleceğin bir gülü, yıldızı, bir bahtının aydınlığısınız. Memleketi asıl aydınlığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız.” Vecizesi daha anlamlı olmaz mı?

Eğitim öğretim amacımıza uygun sorunlardan biri de ölçme ve değerlendirmedir. Öğrencileri gerçek ölçe biliyormuyuz, yoksa onları daha çocuklarında kandırmayamı başlıyoruz. Ölçemediğimiz bir şeyi nasıl doğru değerlendirebiliriz.yanlış değerlendirmelerin sonucu felaketleri de nasıl telafi edeceğiz. Öğrencilerimiz ve öğrenci velilerimiz kendileri ile ilgili her değerlendirmeyi en kısa ve doğru öğrenme hakkına sahip olmalıdır.İyilerin çok da fazla olduğu kötü ve çirkinliklerin hayatımızdan çıktığı günlere merhaba demek üzere, Atatürk'ün bizlere bıraktığı "Hiçbir şeye ihtiyacımız yok sadece çok çalışmaya ihtiyacımız var sözü" ile çok ama çok düşünmeli ve çok çalışmalıyız.





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI