Trafik Lambaları


Mehmet Sözügüzel
sozuguzel@gmail.com
 
 

Trafik lambaları her zaman bana değişik duygular yaşatır. Güzel bir bahar akşamında acelemde yoksa trafik lambalarının  önünde beklemek,  camı açmak, dışarıdaki seslere konuk olmak çok hoşuma gider. Bazen de hele acelem varsa,  sarıdan kırmızıya  o geçiş anında ışığı takılmak beni delirtir saniyeler saat olur geçmek bilmez.
 Artık bunların yanın da duygularımı alt üst eden yaşanamayan, yaşanmışlıklara mahkum edilen trafik lambalarında mendil ve su satan çocuk işçilerin varlıkları da eklendi.

 Arabamda çocuklarım ile bir şey yerken veya dışarının soğuk havasına inat arabamın sıcaklığında beklerken, üstünde incecik bir kazak, üşümüş, yolda bir şeyler satmak için bırakılmış küçücük bedenleri ile sömürülen çocukları görünce üzülmenin en acı boyutlarını yaşıyorum trafik lambalarının o renk değişimlerinde.

 Geçen ay televizyonda izledim. Düzce’de soğuk havada trafik lambasında beklerken mendil satan çocuğu görünce aracından inen gencin montunu çocuğa vermesi bütün haber bültenlerinde gösterildi.

 Yanlışa ne kadar alıştığımı düşünerek, haberi duygulanarak seyrettim. Genç arkadaşa “aferin” dedim. Arkasındaki dramı önemsemeden yapılan iyiliğin yerinde olduğunu ikna oldum. İyiliğin havası sardı yüreğimi. Sanki ben bir iyilik yapmışım gibi huzurla işlerime devam ettim. Eminim benim gibi milyonlarca insan da sorgulamadan yapılan iyiliğin magazinsel tadını hissederek yarı acımaklı yarı alkışlamalı haberi izledik.

 Ama bir yanlışlık vardı bu işte. Yasalarımızda çocuklar çalıştırılamazdı. Çocuk Koruma Kanununa göre bu çocuğumuz koruma altına alınmalıydı. Uluslararası Çocuk hakları Sözleşmesine göre on sekiz yaşında küçük herkes çocuk sayılırdı.

 Çocukların dilendirilmesi veya trafik lambalarında satıcı olarak çalıştırılmalarının, para kazanmak için çocuğun kullanılması,  duygu sömürüsünde bulunarak para kazanmak çabasından öteye gitmiyordu.

Artık trafik lambalarında çok farklı şeyler de düşünmeye başladım. Zayıflıkları sonucu buralara iteklenen çocuklar geleceğin dilencileri veya kolay para öğrenenler olarak karşımıza çıkmayacaklar mı?

 Halbuki anayasamızın üçüncü bölümünde emredilen ve bütün alt kanunların üzerinde bulunan; Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler başlıklı  Ailenin korunması ve çocuk hakları alt başlıklarında bulunan kanun maddeleri günlük hayatın her ortamında  işletilmeliydi.

Son dönemlerde okul devamsızlıklarındaki büyük artışların sebeplerinden biri de, ailelerin eskisi gibi okulları sahiplenmemesi ve çocuklarını takip etmemeleri değil miydi?

Aksatılan, görmezden gelinen bir şeyler vardı.

Kaymakamlıklara bağlı Sosyal Yardım ve Dayanışma Vakıflarında gerçekten çalışamayan ebeveynlerin bulunduğu ve çocuğun çalışmak zorunda kaldığı aileleri bulma görevi işletilmiyor mu?

Çırak, kalfa ve usta yetiştiren katılımcılara aynı zamanda okul diplomaları da veren ve aynı zamanda çalıştıkları süre içerisinde onları sigortalayarak toplum için çok faydalı olan mesleki eğitim merkezleri atıl bir durumda veya yetersiz bir şekilde ilgiden uzak mı kaldılar, acaba daha aktif nasıl tutulabilirler?

Yaş aralığı gözetmeden bütün vatandaşların yararlanabileceği üretim, boş zaman değerlendirme ve gelişim kursları barındıran Halk Eğitim merkezleri çoğaltılarak çocuk işçiliğinin önüne geçmek için neden beklenir?

Çocukların mont, para, yiyecek vb. şeyler ile ödüllendirildiğini gören istismarcı aileler buradaki maddi kazanç ve yardımları gördüğünde çocuklarını gelir kapısına çevirmez mi?

 Kanun uygulayıcılar bu özendirici haberlere engel olmalılar. Bu çocuklar geleceğimiz, vasıfsız dilenciliğine aday olmamalılar.

 Sosyal bir devlette, devletin temel görevi ihtiyaç sahibi vatandaşların temel ihtiyaçlarını gidermek, bakılamayan ve istismar edilen çocukları devlet korumasına almaktır.

Okullar, diğer ilgili kurumlar binlerce çalışanıyla bu konuyu çözüm için derhal seferber edilmeli.

Doğru apaçık ortadayken duygu sömürüsü ile dilendirilen çocuklar olarak sokağa bırakmamalıyız.

Çocuklara harçlık diye trafik lambalarında para verenleri, yanlış yaptıklarını ve anlık bir sevinç için çocukların dilendirilmesin vesile olduklarını öğretmeliyiz.

Dilenciliği özendirmenin yapılabilecek kötülüklerin başında geldiğini kabul etmeliyiz.

Sosyal devlet olmak tam bağımsızlığımız ve çocuklarımız için çok önemli. Ancak o zaman okullarımız gerçek sahibi olan çocukları neşe kahkahaları ile dolar ve okullar amaçlarına koşarak ulaşır.

Trafik lambaları kısacık bekleme sürelerinde çaresi uygulamaya geçirilmeyen ne çok çaresizlikler düşünür oldum.
 





YORUMLAR
2 Yorum

Melek Dönmez
10-06-2021 16:27:00
Mükemmel bir yazıydı bu konu daha güzel anlatılmazdı teşekkür ederiz inşallah ilgili yerler konu ile ilgili bir şeyler yaparlar
Onur Can Yılmaz
10-06-2021 14:47:00
Okullarda da özel eğitim kurumlarından ve Aile Bakanlığından para almak için çocuklarına özel eğitim raporu aldıran veliler var. Çocukları sömürmek herkesin kolayına geliyor maalesef. Sistem de buna müsaade ediyor.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI