SLOGAN 1


Mehmet Sözügüzel
sozuguzel@gmail.com
 
 

Kurtuluş Savaşı devam ederken, Mustafa Kemal Atatürk 15 Temmuz 1921 tarihi 1. Maarif Kongresi’nin Açış Konuşmasında  sözlerine söyle başlamış İdi. “Muhterem Hanımlar, Efendiler, Harb-i umûmî memleketimize bir mağlûbiyet tevcîh etti. Düşmanlarımız bunu vesile kılarak, milletimizi tamamen imhâ etmek istediler. Buna karşı vukûa gelen galeyân-ı milliyye, Ankara, muazzam bir sahne oldu. Bizi yaşatmamak isteyenlere karşı yaşamak hakkımızı müdafaa etmek üzere toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi, burada, Ankara’da toplandı. Bugün, Ankara, millî Türkiye’nin “millî maarifini” kuracak olan Türkiye Muallime ve Muallimler Kongresi’nin toplantısına sahne olmakla da iftihar etmektedir.” Tarihe geçen konuşmasını salonu dolduran öğretmenlerin gözlerine bakarak , “Vazifeniz pek mühim ve hayatîdir.” Bunda muvaffak olmanızı Cenâb-ı Hakk’tan temenni ederim.” diyerek bitirmiş idi .(O dönemin istatistiki bilgileri ile yazıya akademik bir hale yönlendirmek istemiyorum ) Asıl önemli olan yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu unsurlarının eğitim ve öğretim ne kadar önem verdikleri konusunda Atatürk’ün öğretmenlere ithafen “Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız zemin hazırladı… Gerçek zaferi siz kazanacak, siz sürdüreceksiniz ve behemehal muvaffak olacaksınız.” Sözünün hafızlara kazınmasıdır.

Kurtuluş savaşı sonrası en önemli eğitim hamlesi Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun (Öğretim Birliği Yasası) Türkiye Büyük Mİllet Meclisi tarafından 3 Mart 1924 tarih ve 430 Kanun Numarası ile kabul edilmiş olan ve ülkedeki bütün eğitim kurumlarının Maarif Vekaleti’ne (Milli Eğitim Bakanlığı) bağlanmasını öngören yasadır.

Bu dönemin sloganı olabilecek cümle ise benim için “Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 22 Eylül 1924’de Samsun İstiklal Ticaret Mektebi’nde “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” cümlesi idi. Kurtuluş savaşı sonrası her alanda başlatılan reformlar Eğitim-Öğretim alanında bir devrime dönüşerek ülkenin bütün coğrafyasında etkili olmaya başlamış ve gerçek bir devrim ateşi olarak her köye kadar gitmeyi hedeflemiş idi.

1940’lı yıllara gelindiğinde ise Tamamen Türkiye'ye özgü olan bir eğitim projesini 28 Aralık 1938 tarihinde milli eğitim bakanı olan Hasan Âli Yücel bizzat yönetti. 1940 yılından başlayarak, tarım işlerine elverişli geniş arazisi bulunan köylerde veya onların hemen yakınlarında Köy Enstitüleri açıldı. Öğretmenler köylülere hem örgün eğitim verecek, okuma yazma ve temel bilgileri kazandıracak hem de modern ve ilmi tarım tekniklerini öğretecekti. Öğretmenler gittiği yörelerde bilinmeyen tarım türlerini de köylülere öğretecekti. Kitaba deftere dayalı öğretim yerine iş için, iş içinde eğitim ilkesi tatbik ediliyordu. Her köy enstitüsünün kendisine ait tarlaları, bağları, arı kovanları, besi hayvanları, atölyeleri vardı. Derslerin %50'lik bölümü temel örgün eğitim konularını içeriyordu. Geri kalanı ise uygulamalı eğitimdi. Altın sayfalarda yerini bulan bu dönemin sloganı da en güzel anlatım şekli ile “iş için, iş içinde eğitim” diyebiliriz.

Yazımızın ikinci kısmında bu dönemin sloganı konusundaki görüşlerim olacak. 





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI