OLUYOR MU OLMUYOR MU?


Mehmet Sözügüzel
sozuguzel@gmail.com
 
 

Salgın her geçen gün daha korkunç hale geldi. Dünya maalesef kaos belirsizliği yaşıyor. Ülkemizde salgın ile mücadele başlığında olduğu gibi uzaktan eğitimde de mücadeleye devam ediyor.

Bu başlıkta teknolojik olarak hizmet verenler, söylem ve eylemlerinde tatminkâr ürünler vermeye çalışıyor.
 Hizmet alanların, öğretmenler, öğrenciler ve öğrenci velileri tarifsiz duygular içinde rüzgâra karşı uzun bir yürüyüş hali içindeler.

Bulunduğumuz nokta itibari ile atılan taş ürkütülen kuşa değiyor mu? Genel kanı değmediği yönünde.
 Büyük bir çoğunluğun dediği üzere uzaktan eğitim, gündeme ve hepimize çok uzak kaldı.

 Öğrenci velisi sitem içerisinde. Teknolojik imkânım yok, çocuğum konuları takip etmiyor/edemiyor. Bırakınca veya derse giremeyince dersi yakalama imkânı yok. Yakalayamayınca da artık hiç derslerine girmek istemiyor.
Öğretmen üzgün, derse katılım her geçen gün daha azalıyor. Merkez teşkilatı çok yatırım yaptı ancak süreç sonu istediği mesafeden uzakta. Öğrenci velileri ile devamlı görüşme halindeler katılım ve nitelik sürekli ortalama altında, okullardaki eba erişim noktaları kullanılamıyor, öğrenme çok kısıtlı, belirsizlik çok fazla, açıklamalar çok sık oluyor, kararlar da süreklilik yok, her an bir değişiklik haberi beklemek yorucu ve tatminden uzak.

Öğrenci şaşkın bir şekilde, yıllarca ekrandan uzak dur denilerek azarlandı. Şimdi ekran başından kalkınca azarlanıyor. Öğrenme tatsız, tuzuz bir aş gibi. Öğrenemiyor, çabucak unutuyor. Sınav düşüncesi başlarının üzerinde giyotin gibi duruyor. Yaşayamadığı çocukluk heyecanı arkadaşlıklar hepsi koca bir özlem.
 Kısacası herkes yorgun, bezgin, kırgın. Olaya öğretim merkezli ve sınav odaklı baktığımız sürece de bu olumsuzluğu, olumluya dönüştürme şansımız yok denecek kadar az.

 Konu sadece dersler, derslerdeki kazanımlar değil. Uyanmaktan, uyumaya, görülen rüyadan, istenilen hayale kadar çok boyutlu.

Maalesef sürecin yanlışlığı ilk düğmenin iliklenmesi ile başladı. EBA uzaktan eğitim düşüncesi maalesef uzaktan öğretime kilitlendi kaldı. Öğretim programları ve sınav odaklı öğretim düşüncesi ve uygulamasını maalesef yenemedik, düzeltemedik.

 Sadece öğrendiğini öğreten öğretmenlerin bu süreci değiştiremeyeceğini kabullenemedik.
 Hâlbuki isim olarak ne kadar da anlamlı bir yol başlamıştı. “Uzaktan Eğitim “

 Eğitimi, öğretimin önüne geçirerek bu süreci ne kadar da kolay ve güzel geçirebilirdik. Öncelikle öğretmenleri uzaktan eğitim de sınav odaklı çalışma yerine ders konularına yakın öğrencinin hayatı tanıyacağı, üreteceği, ürettiğini takip edeceği ve gözlemlerini raporlaştıracağı, güncel gelişimin kodlama-yazılım olduğu düşüncesi ile kodlama bilgi kültürü alarak durum analizleri yapacağı ürettiğini ve süreçleri raporlarlaştıracağı bir program geliştirilse ne kadar güzel olurdu.

Binlerce ders anlatım yerine çizgi filimler içerisinde öğrencilere harfler tanıtılsa sanki okula çizgi film karakteri başlamış gibi çocuk onun antrenörü yapılsa, öğrenciye onu okula götürüp getireceği, trafik kurallarını öğreteceği, temizlik prensiplerini aşılayacağı, çevreyi seven hayvanları seven ,doğayı seven davranışları kazandırması için görevler verileceği, ödev kontrollerini yapılacak bir koç görevi verilse, öğretmenlere teknik direktör gibi takımları kontrol edecek ve onlara kısa taktik ve teknik bilgileri vererek onları yönetecek hale getirsek. İleri sınıfları daha fazla ev içi deneylere yönlendirerek basit ama uygulanışı kolay takip gerektiren ödevler versek ve raporlarını takip etsek, sınıflar büyüdükçe onları münazaralarda buluştursak, münazaraları ileriki sınıflarda müzakere ile tanıştırsak bir arada çalışmalara ve fikir üretmeye teşvik etsek, sınav zorunluluğu düşünerek sadece merkezi yönetim tarafından sınava hazırlık dersleri ile sadece sınav hedefli öğrencileri bir araya getirebilsek.

Mesleki öğrencileri iş insanları, ustalar ile bir araya getirsek. İş dünyası ile görüşülse her ustaya bir çırak versek, onları yetiştirme ve kalfalığa hazırlayıcı süreçlere, onları da katsak, Onlara da bu görev karşılığı bir ücret vererek ekonomik destek olsak.

Daha kolay ve daha çok bilgiyi yaşamın içinde öğrenmeleri için sanatçıları, sporcuları, bilim insanlarını, devlet memurlarını, belediye görevlilerini, tarım isçilerini, fabrika işçilerini, meslek sahiplerini, öğrencileri, internet ortamlarında bir araya getirsek. Ülke çapında üretime dönüşmüş büyük projeleri üretim yerlerinden canlı görüntüler ile öğrenciler ile buluştursak.

Ülkemizin sanayi gelişimini ortamında öğrencilere göstersek, tarihimizi Çanakkale kahramanlıklarımızı, kurtuluş savaşımızı görseller ile hissettirsek, okullarımızın tiyatroların, müzik gruplarını, spor takımlarını, bireysel öğrenci başarılarını bütün öğrencilerimize vizyon olarak verebilsek bu vizyonda kendilerine bir görev bulabilmeleri için desteklesek, alternatifler sunsak.

Başarılı okulları kamuoyu ile bir araya getirsek, güzel örnekleri tanıtsak, köy okulunda bir günü ders ortamına taşısak.

Öğrenmeyi, eğitimden sonraya alabilsek ne güzel olurdu.
Yeniden enerji verebilsek üstümüzdeki ölü toprağını savursak,

 “ben” den “bize” bir geçebilsek…
 





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI