OKULLARIN AÇILIŞINA FUTBOLDAN BAKARSAK


Mehmet Sözügüzel
sozuguzel@gmail.com
 
 

Futbol çok zevkli bir oyun. Futbolu güzelleştiren paydaşların başında da seyirciler geliyor. Seyircisiz maçların da pek zevki olmuyor.  Futbolda takımı ve oyunu teknik direktör yönetir. Sahada da ona kaptan vekalet eder.

Genelde oyun kurucular orta sahanın ortasında bulunur, bütün sahayı ve takımı kontrol eder, oyunu hızlandırır gerekiyorsa da yavaşlatırlar. Lider oyuncular takımı hücuma kaldırır gerekiyorsa  defansa çeker saha içerisinde teknik direktörün gözü kulağı olurlar.

Lider oyuncular bu arada seyirciye yönelik takımı desteklemeleri için güzel hareketler yaparak takımına seyir oyunu oynatırlar.

 Futbolda bütün oyuncuların sorumlulukları vardır. Kaleci kaleyi korurken önündeki defans oyuncuları mümkün olduğunca rakibin önünde duvar örerek kalelerini korumaya alırlar. Orta saha en hızlı bir şekilde topu hücuma ulaştırarak hücumdaki oyuncuların rakip kaleye  gol atmaları için sürekli hareket halinde koşar top çevirir. Hücum oyuncuları için artık kendilerine gelen topu rakip kalecinin koruduğu kaleye gol atmak için son hamleyi yapmaları kalır.

 Bu süre içerisinde bütün takım devamlı hareket halindedir.  Ama takımda uyum, koordinasyon, ahenk yoksa, oyuncuların bazıları kendilerini kötü göstermeden sevmediği veya istemediği takım arkadaşını zorda bırakacak hilelere başvururlar.

Bunu seyirci hemen anlamaz hatta kötülük yapan oyuncunun hareketlerin alkışlarlar. Örneğin kötü niyetli oyuncu sevmediği takım arkadaşının yetişemeyeceği hız ve uzaklıkta paslar atarak onu beceriksiz duruma düşürür yada  sevmediği takım arkadaşında top varken onun topu atamayacağı alanlara devamlı  koşu yaparak sahte pas istemeler ile onu zorda bırakır. Pas alamayınca da arkadaşına kızma hareketleri ile seyirciye yuhalatma davranışları yapar. Bunlar  en basit futbol hileleridir.

 Futbol da her mevkiinin, her oyuncunun kendisini başarılı, istemediği oyuncuyu da kötü göstereceği davranışlar gözlemlenir, ancak kendisini devamlı hareket halinde seyirciye gösterdiği için kendisine iyi diğer oyuncuya beceriksiz oyuncu damgasını yapıştırtırlar.

Futbol bir oyun. Rakibi de olan bir takım oyunu. Takım aynı hedefe odaklanırsa başarı gelir. Aynı hedefe odaklanamazsa oyun sıradanlaşır, zevk vermez ve hedef kaybolur.

Bu günlerde en çok konuştuğumuz konular pandemi, ekonomi ve okulların açılması.

 Eğitim de futbol oyunu gibi. Hareket halinde olan birçok oyuncu sahada. Bu günlerde  paslar kasıtlı olarak yetişilemeyecek uzaklıklara veya koşulamayacak hızlarla atılıyor. Seyirci çok şey yapılıyor zannediyor alkışlıyor ama orta da gol yok.

 Teknik direktör saha da kaptan belirleyemediği için saha ya nüfuz edemiyor. Top bir ileri bir geri gidip geliyor.

Seyirci koşan bir sürü oyuncu görüyor spikerler devamlı bir şeyler anlatıyor ama orta da ne gol pası var ne de gol.

Spiker o kadar çok şey anlatıyor ki seyirci gördükleri  ve duydukları  arasında kalıyor. Seyircinin algıları bu karışıklığı akıl  süzgecinden  geçiremiyor ne olup bittiğini bir türlü anlayamıyor.

Maç sonu onlarca yorumcu maçı dakika dakika yorumluyor. Herkes birilerini suçluyor. Ben olsaydım diyerek farklılığını göstermeye çalışıyor. Oyuncular bu iyi bir tecrübe oldu önümüzdeki maçlara bakacağız diyor.

 Aynı okullar açılacak sorusunda cevap veren yorumcular gibi çok konuşuyorlar ama aslında hiçbir şey söylemiyorlar.

Pandemi sürecinin altı ayında hala maskeyi nasıl takmamız gerektiğini tartışıyoruz. Sosyal mesafe okulda korunabilir mi sorusuna magazinselleştirilmiş cevaplar ile yaklaşmaya ve güya çözüm üretmeye çalışıyoruz.

Bizler bu kadar basit bir konuya odaklanacak ve bunu anlamayacak, aşamayacak kadar algılayışımızda büyük sorunlar olan bir dönem içinde miyiz?

Bir şey ya vardır ya yoktur.

Yorumcuların  o kadar uzun yorumları o kadar çelişkili tutumları o kadar tutarsız yönlendirmeleri ile sürekli gol yiyen kalecinin çaresizliği gibi çaresiz bakışlarla ne oluyor diye bakar olduğumuz bu günlerin sürekliliği bizleri yoruyor.

Artan vakalar ile hastalık sürekli kalemize ataklar yapıyor.

Futbol da teknik direktör ne kadar iyi olursa olsun, ne yaparsa yapsın oyuncusu teknik ve taktik anlatılanları sahada uygulayamadığı sürece başarılı olamaz. Maçlardan sonra saatlerce maçı yorumlayan ama aslında hiçbir şey söylemeyen teknik analizciler gibi bu günlerde sürekli okulların açılması, açılacaksa nasıl olması gerekliliği hakkında da televizyonlarda konuşmalar yapılıyor. Çok konuşuluyor ama hiç biri sahada uygulatılamıyor. Futbol da sahayı kontrol etmek  çok önemli. İyi niyetli oyuncular kötü niyetli oyuncuların gerisinde kaldığı sürece galibiyet kalıcı olamaz. Teknik ve taktik olarak oyun planları sahaya indirilemediği sürece gol olmaz sonuçta seyirci takımından uzaklaşır.

 Kısacası Futbol güzel bir oyun. Çok iyi niyetli oyuncuların ve seyirciyi kandıran oyuncuların, hakemlerinde  bulunabileceği bir oyun.

Okulların açılması ile ilgili son olarak arkadaşımın gönderdi öngörüyü sizlerle paylaşacağım. “Okulların açılmayacağı yönünde kuvvetle muhtemel bir görüşüm var. Sebebi de Jules Verne isimli bilim kurgu yazarı. Bu adam aya seyahati yazdığında henüz aya ayak basılmamıştı. Denizler altında yirmi bin fersahı yazdığında henüz denizaltı icat edilmemişti. Seksen günde devrialem yazdığında bu kadar kısa süre de dünya turu yapmak mümkün değildi.“ Diyeceksiniz ki ne alaka? Bu yazarın iki yıl okul tatili diye bir kitabı daha var.”

 Adam bildiğin kahin mi?  Bekleyip göreceğiz.

Ama okullar açılsın değil mi. Malum futbol sahada, ders sınıfta yapılır.





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI