Okullar Yaz Tatiline Giriyor


Mehmet Sözügüzel
sozuguzel@gmail.com
 
 

Çocukken sevdiğim bir tekerleme vardı “damdan düştü bir kurbağa, oynattı kuyruğunu. Bunu gören jandarma aldı götürdü onu, mezarını kazdılar taşına şöyle yazdılar. Damdan düştü bir kurbağa, oynattı kuyruğunu. Bunu gören jandarma aldı götürdü onu, mezarını kazdılar taşına şöyle yazdılar. Damdan düştü bir kurbağa, oynattı kuyruğunu. Bunu gören jandarma aldı götürdü onu, mezarını kazdılar taşına şöyle yazdılar…” sonsuza kadar bu tekerlemeye söyleyebilirdik.

Çok zor geçen ama nasıl geçtiğini anlayamadığımız yukarıdaki  tekerleme gibi  “yüz yüze olmazsa eğitim olmaz, öğretim verilmeye de çalışılsa da  eğitim olmaz, yüz yüze olmazsa eğitim olmaz, öğretim verilmeye de çalışılsa da  eğitim olmaz, yüz yüze olmazsa eğitim olmaz, öğretim verilmeye de çalışılsa da  eğitim olmaz…” diyerek koskoca iki yıl uçup gitti hayatımızdan.

Bu dönem bire bir kurs verenler ve merdiven altı ve üstü dershaneler, dışında hiç kimse kazançlı çıkmadı.

Özel kurslar ile takviye alan şanslı küçük bir kesim dışında, doğuştan üstün yetenekli ve zeki olan öğrenciler dışında, yüz binlerce öğrenci eğitimden öğretimden, arkadaşlıklarından, sosyal olabilmekten, karşılaştırmalı öğrenmelerden, yaratıcılıktan, araştırıcılıktan, sorgulayıcılarından, akranları ile mücadeleden ve benzeri onlarca başlıktan uzak kaldılar.

 Okullar başta kendileri ve diğer paydaşları ile tatlı rekabetten, gelişebilmekten, öğrenci ve velilerin hayatlarında tatlı bir anı kalmaktan uzak kaldılar.

Öğretmenler çok yoruldular ama attıkları taş ürküttükleri kuşa değmedi Öğrencilerine ilgilerini, tecrübelerini aktaramadan ve diğer öğretim başlıklarını iletemeden öğrencileri karşısında yetersiz kaldılar.

Merkezi eğitim-öğretim yönetimleri çok proje oluşturdular, o kadar çok proje ortaya koydular ki birçoğu öğrenilemeden, yaygınlaştırılamadan diğer üretilen projelerin dişlilerinde yok oldular. Çok para harcandı ama bu harcanan paralar temele yayılmadan tükendi, kayboldu.    

Okullar yaz tatiline giriyor. Ama okullar kapanmıyor. İsteyen öğrenci ve öğretmen birçok kurs başlıkları ile öğrencileri ile beraber olabilecekler. Güzel bir haber.

Düşünelim bir kere, yirmili yaşlara kadar olan geleceğimizin sorumluluğundan sadece Milli Eğitim Bakanlığı mı sorumlu ve  takip edecek. Ya da kötü sonuçlarda sadece MEB mi yargılanacak, eleştirilecek?

Müthiş alt yapısı ve yaygınlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı neden halen sahada tam yok. Her ile, ilçeye yayılmış yapısı ile halen neler planladıkları hangi çalışmaları hayata geçirecekleri basında yok. Binlerce personel sayısı neden sahada değiller. Ya da sahadalar da neden gözükmüyorlar ve yapabildiklerini geniş kitlelere ulaştırmıyorlar.

Çocuk ve genç nüfusun geleceğini sadece Milli Eğitim Bakanlığı planlamıyor.

Gençlik ve Spor Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, YÖK neden halen milyonlarca çocuk ve gencin eğitimlerini, gelişimlerini yaz tatili için neden sadece Milli Eğitim Bakanlığına havale etmiş gibi duruyorlar.

Kendi hizmet alanlarında bu nüfusa hizmet unsurlarını hayata geçirmek ve sorumluluğu paylaşmak için sessiz bir şekildeki bekleme pozisyonlarını neden değiştirmiyorlar/varsa çalışmalarını yayımlamıyorlar.

Hadi bakalım “damdan düştü bir kurbağa, oynattı kuyruğunu. Bunu gören jandarma aldı götürdü onu, mezarını kazdılar taşına şöyle yazdılar. Damdan düştü bir kurbağa, oynattı kuyruğunu. Bunu gören jandarma aldı götürdü onu, mezarını kazdılar taşına şöyle yazdılar…” ya da tavuk mu yumurtadan çıkar? Yumurta mı tavuktan çıkar? Durmadan aynı tartışmayı yapar, iş yapar gibi durur aslında hiçbir şey yapmayız. Her şey toz duman olunca da bir şey yapmadığımızı kimse anlamaz.

Eğitim-Öğretim sadece Milli Eğitim Bakanlığının sorumluluğunda da olmamalıdır. Gelecek taşın altına gerçekten elini değil, her şeyini koyabilecek sorumluluk sahibi yetişkinlerin ve kurumların sorumluluğu ve görevidir.

Eleştiri doğru yolu bulmada güzel bir araçtır. Yapıcı eleştiri önemli bir eksiğimiz. Muhalefeti sadece eleştiri aracı tutmak bizleri aynı daire içinde sonsuz kere dönmekten başka bir yere götürmez.

Sadece eleştiri yapmak ve sadece eleştirilere cevap vermek bizleri yukarıda tekerleme gibi sadece oyalar çok iş yapılıyor gibi gösteriri ama sonuçta olduğumuz yerde sadece toz çıkarma ve görüntü kirliliği olarak kalır.

Ülkemizde hemen hemen bütün bakanlıkların çocuk ve genç nüfusa yönelik yaz planlarını çoktan yapmaları ve açıklamaları lazımdı. Yaptılar ise de duyurarak geniş kitlelerin bu çalışmalardan haberdar olmalarını ve yararlanmalarının önünü açmaları lazımdı.

Neredeyse her eve yayılmış haber kaynaklarının canlandırılması basında ulusal bir çocuk ve gençlik el ele bütün kurumlar hizmette yarışı başlatılmalı ya da çalışmaları duyurulmalarıydı.

Valilikler ve Belediyeler bu hizmet yarışında bakanlıklar ile at başı koşmalıydı. Yaptıklarını yerel ve ulusal basın yoluyla her ortamda paylaşmalıydı.

Çok şey var ama hiçbir şey yok.

Acaba bu cümleden güzel bir paradoks geliştirilebilir mi?

Çok şeyimiz var ama sanki hiçbir şeyimiz yok gibi. Ölü sessizliğimizi ancak ortak eylem planları, heyecan, tanıtım, takip, liyakat ve ödül ile üzerimizden kaldırabiliriz inancındayım.

Şems-i Tebrizi ne güzel buyurmuş” Kader; yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir. Ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse, ne hayatın hakimisin, ne de hayat karşısında çaresiz.

Bu arada bir bilgi vermek istiyorum. Ülkemizin Türkiye Okul Sporları Federasyonu Başkanlığı ve Türkiye İzcilik Federasyonu başlıklı hizmet kurumları var. Belki çok hizmet veriyorlardır. Nerede nasıl hizmet veriyorlarsa ben artık göremiyorum. Bu kurumları tanımak ve takip etmek de çok yarar var. Çünkü teşkilat kuruluş amaçları çok yüce.





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI