EURO 2020 ve Sınıf Geçme


Mehmet Sözügüzel
sozuguzel@gmail.com
 
 

EURO 2020 A Grubunda mücadele eden A Milli Takımımızın rakipleri İtalya, Galler ve İsviçre idi. Maalesef. Çok güzel umutlandığımız hatta finale gidecek diye yorumlarda bulunduğumuz A Milli Futbol takımımız turnuvanın en zevksiz maçlarını oynayarak hepimizi büyük bir üzüntü ve hayal kırıklığı yaşattı.

Bu başarısızlığın birçok nedeni olabilir. Ancak yöneticilerin ve futbolcularımızın  “tecrübesizdik, bu iyi bir tecrübe oldu, bütün sorumluluk benim” ve benzeri kabul edemeyeceğim savunmaları, Milli takım kaptanımızın milyonlarca seyircinin izlediğini bile bile Galler karşısında hakeme ve rakiplerine sürekli küfürleri üzüntümü daha da arttırdı.

 Dikkatimi çeken diğer bir konuda milli, muhafazakâr yapısı ile ve sürekli milli değerlere sahip olduklarını söyleyen milli futbolcularımızın ülkemizde bulunan birçok insanın hayal bile edemeyeceği ve dolar üzerinden aldıkları transfer ve prim ödülleriydi.

Bugüne kadar hiçbir ortamda ve turnuvada milli paramızın bu gibi ödüllendirmelerde ve transfer ücretlerinde anıldığını maalesef hiç duymadım. Takımımız galip gelseydi dolar üzerinden servet sayılacak ödülleri alacaklardı. Peki mağlup oldular. Ne olacak şimdi?

Şimdi duruma bakarak milli muhafazakâr yapısı ile tanınan oyuncularımızın milli söylemlerini sürdürüp servetlerinden dolar karşılığında geri bağışlarda bulunacaklar mı diye düşünmeden yapamıyorum.
Ülkemizin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ne güzel söylemiş; “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlâklısını severim.”

 Şimdiye kadar olmadı tahminim bundan sonra da gündem bile olamaz.
 1923 yılında kurulan Türkiye Futbol Federasyonunun son karar vericisi Teknik Direktörümüz Şenol GÜNEŞ. 1952 doğumlu,  17 yaşında futbola başladı. 1988 yılından beri teknik direktörlük yapıyor. UEFA Avrupa liginde çeyrek final gördü. 2002 yılında Milli takımımıza Dünya üçüncülüğü kazandırdı. Onlarca yıldır milli takım tecrübesi var. Başarısızlığının savunması ise “Bütün sorumluluk benim” cümlesiydi.

Başarıda milyon dolar alacak olan bu sporcular milli kahraman ilan edilerek ömür boyu gururlanacaklardı. Peki, başarısızlıkta sadece bir cümle savunma yaparak konuyu kapatacaklar mıydı?

 Başarı ciddiyet, disiplin, çalışmak, sorumluluk, doğru karar verebilmek, ödülü hak etmek kadar cezayı da hak etmek, şeffaflık, gerçekleri paylaşabilmek, günü kurtarmak adına hayaller kurdurmamak vb.
 Acaba yukarıda bahsettiğimiz başlıkları ve eleştirilerin bir kaynağı da eğitim sistemimizdeki başarısızlıklar mı? diye düşünmeden de yapamıyorum.

Korkum, Milli Eğitim Bakanlığımızın son yıllarda okullara sürekli başarısız öğrencilerin başarılı sayılması adına ”bu yıla mahsus” cümlesi ile başlayan ve bütün öğrenciler için hak eden, etmeyen diye ayırt etmeden,  sınıf geçirilmesi talimatı.

 Acaba bu kararlar bize ileride mücadele, inanç, adalet vb. ruhunu kaybetmiş gençler mi oluşturacak?
 Okul-Öğrenci disiplin olaylarında suç işleyen öğrencinin sürekli lehinde karar verilebilmesi için yönlendirmelerde ve tercihlerde bulunması. Bu süreçler sonunda da maalesef öğrencilere hak edilmeden kazanma, affedilmeden suçtan kurtulma duygusu mu yerleştiriliyor?

Ana sınıflarına ve ilkokullara saf melek duyguları ile  aldığımız çocuklar on ikinci sınıftan şu an için az da olsa  zararlı alışkanlıklar ile tanışmış, hak etmeden başarılı olmuş, hak etmeden affedilmiş bireyler olarak yetişkinliğe gönderirken çok mu yanlış yapıyor ve sözde milli duyguda en küçük bir eksiklik olmadan konuşan, ancak çevresine, arkadaşına, büyüğüne, küçüğüne, başka canlılara sevgisi ve  saygısı tam olmayan bireyleri toplumumuza katıyoruz.

 Bu düşüncemle ilgili akademik istatistikler sunamayacağım. Ancak üniversite sınavlarımızdaki soru cevap analizleri, okulların gönüllü sosyal çalışmalarındaki başarıları, yaş guruplarına göre zararlı alışkanlıklara ilgi suç istatistikleri vb. kamuoyundaki başlıklar yargılarımı desteklemiyor mu?

 Eğitim şart.

Milli duygular ile yola çıkan sporcularımızın, dolar üzerinden transfer ve prim ödülleri almaları büyük bir çelişki.
Tüm suç benim diyerek yeniden kahramanlığa girişmek hiçbir sorunu çözmez. Hata var ise hiçbir ücret talep etmeden makamı bırakmak, asıl yapılması gereken davranıştır.

Büyüklerin hata yapmaması için gelişmekte olan nesil için gerçek eğitim, ölçme değerlendirme, ne istendiği nereye ulaştırılmak istendiği konusunda milli bir duruşumuz gerekmektedir.

Sürekli hata yapanı affeden hak etmeyeni ödüllendiren duruşlarımızı değiştirmek; gerçekleri en şeffaf hali ile kamuoyuyla paylaşmak bundan sonra belki başarı için atılması gereken ilk adımlar olmalıdır.
 





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI