ALGILADIKLARIMIZ


Mehmet Sözügüzel
sozuguzel@gmail.com
 
 

 Son günlerde yaşadığımız süreç öğrenmelerimizde de birçok değişikliklere neden oldu. 

 Mesela Algı ile nasıl oynanabileceğini, bu dönemde biraz daha net gördük. Seyircisiz, sakin ve keyifsiz geçen bir futbol karşılaşmasında, teknoloji ile seslendirme yapılarak ekranlara verilen bağırmalar ve tezahüratlarla maçın nasıl zevklendirildiğine şahit olduk. 

Televizyon dizilerinde oyun arkasındaki müzik veya kahkahalar ile görsele nasıl yönlendirmeler yapıldığını gördük. Komik olmadığı halde fondan gelen kahkaha sesleri hepimizi tebessüm etmeye yönlendirdi. Ya da üzüntüyü drama dönüştüren fondaki bir saz, bizi hüzne yönlendirdi. Kaval sesi bizi uzak diyarlara götürdü.

 Algılarımız; kendimize ait yaşadıklarımızı ve bunların sonucunda edindiğimiz tecrübelerle bağlantılı iken, algılarımızın çarpıtıldığını, yönlendirildiğini, şekillendirildiğini daha net görmeye başladık.

 Televizyon kanallarımızda haberleri izlediğimizde ülkelerdeki kaosu bir kanalın yorumunda bazen büyük bir kalkışma, aynı haberi başka bir kanalda ise büyük bir demokrasi hareketi olarak izledik.

 Bir tv kanalında neredeyse suçlu olanlar suçsuz gibi gösterilirken başka bir tv kanalının haberinde suçsuz olanların suçlu ilan edilir olduğuna şaşkınlıkla şahit olduk.

 Algılarımızla oynanılan bu dönemde sosyal medyanın da devreye girmesi ile insanları izlediği bir haberin peşinden giden gruplar olarak ikiye, üçe belki de dörde  böldü.

 Gizli komutların takip edildiği, dış etkenler tarafından yönlendirilen ve ayrıştırılan bir sürecin içinde bulduk hepimiz kendimiz son yıllarda.

“Ya içindesin bu çemberin ya da dışında.”
 Negatif ve pozitif algı önce insanları sonra toplumları birbirinden ya ayırdı ya da daha çok kenetledi.

 Tabi ki algıda seçicilik de çok önemli. Neyi duymak istiyoruz ya da neye inanmak istiyoruz.

Kendimiz ve ikinci kişiler ile uzlaşmaya ne kadar açığız. Bu ikinci kişileri nasıl tercih edeceğiz.

Süreç içerisinde tutum ve inanışlarımızda pozitif bir inanış mı göstereceğiz negatif bir inanış mı göstereceğiz.
Aidiyet hissimiz hangi duymak ve inanmak istediğimiz ile örtüşüyor. Kendimizi neye, kime, hangi tarafa yakın hissetmek istiyoruz.

İç faktörler ile dış faktörler arasında denge kurabiliyor muyuz? Bu dengeyi ne kadar koruyabiliriz ya da koruyoruz.
Sahi okulları açıyoruz; açsak mı, açmasak mı? Bu konuda herkes bir açıklama yapıyor, artılar ve eksiler konuşuluyor. Kimi dikkate alsak, meseleyi nasıl algılasak, nasıl çözsek?

Her meseleye her birimiz bir yerden bakmak durumundayız. Sonuçta işi yapmaktan sorumlu olanların algıları bir sonuç oluşturacaktır.





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI